Girişim ekosistemi Dubai’de şekilleniyor

Bu hafta iş için Dubai’deydim. Teknoloji girişimleri, yatırımcılar ve önemli ekosistem oyuncuları ile konuşup, birçoğunu yakından tanıma fırsatım oldu.

Dünya Bankası 2016 raporuna göre, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), iş yapma kolaylığı global endeksinde 31. sırada. Merak edenler için biz 79. sıradayız. Birçok kategoride ilk 10’da yer almayı hedefleyen BAE, 2021’e kadar girişimcilik hedeflerini yakalamak için çalışıyor.

Son yıllarda, dünya petrol rezervlerinin yüzde 60’ından fazlasını bulunduran bölge, petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle ekonomik olarak risk altına girdi. Bu sebeple dünyanın en hızlı büyüyen beş metropolitanından biri olan Dubai, ekonomisini çeşitlendirmek için dünya çapında bir teknoloji merkezi olmak için çalışıyor.

Girişimcilik ve Kültür

Kamuoyuna açıklanan rakamlara göre, geçtiğimiz yıl Orta Doğu bölgesinde yapılan teknoloji yatırımlarının toplamı 3 milyar doların üzerinde. Merak edenler için Türkiye’de bu rakam geçen sene 70 milyon dolardı.

Büyük ölçüde ülkeye dışarıdan gelenlerin ilgisinden kaynaklanan bu değişimin en çarpıcı örnekleri arasında şunlar yer alıyor:

  • Mart ayında Amazon.com, yerlileri şok ederek Dubai merkezli bir e-ticaret platformu olan Souq.com'u 580 milyon $ karşılığında satın aldı.
  • Bölgenin BiTaksi’si, Uber’i olan ve Türkiye’de de bulunan Careem son yatırım turunda Orta Doğu'nun tek Unicorn’u -yani 1 milyar dolar değerlemeyi aşan girişimi- oldu. Daimler AG ve Suudi milyarder Prens Alwaleed bin Talal'dan destek aldı.

Başarı hikayeleri bölgede insanları uyandırmış ve ilgiyi arttırmış durumda. Bunlar ekosistemde zincirleme etki yaratıp, daha çok yatırım ve yeteneğin pompalanmasını sağlıyor. Muhteşem bir kariyere sahip olan Amira Rashad gibi, Yahoo ve Facebook’daki kariyerini bırakıp girişimci olan insanların sayısı artıyor. Ailesi ve arkadaşları, O’nun deli olduğunu düşünmesine rağmen, bunu çok büyük fırsat olarak görüyor.

Türkiye’deki ilk unicorn kim olacak?

Türkiye’de de ekosistemde en önemli sıçrama noktaları da Markafoni, Gittigidiyor, YemekSepeti çıkışları ya da Trendyol gibi ciddi yatırımlardan sonra oluştu. Şimdi ise unicorn -milyar dolar üzeri- değerleme ile bir başarı hikayesi bekliyoruz. Kişisel olarak bu değerlemenin Sahibinden.com olacağını, hatta birkaç milyar dolar edeceğini düşünüyorum. Tabi olumlu etki için bu kazanılan paranın bir şekilde ekosisteme dönmesi gerekiyor.

Yatırımcılar

Başarı hikayelerinden sonra yatırımcıların arasına şimdi de Körfez’in en zengin ve varlıklı aileleri ve büyük şirketleri de katıldı. Tohum aşamasından büyüme aşamasına, önemli melek ve girişim sermayesi yatırımları artıyor.

Özellikle bazı girişim sermayeleri erken aşama ürün geliştirmek için yatırım yaptıkları tohum yatırımlarına odaklanıyor. Bunlardan bazıları;

  • Orta Doğu’nun en büyük medya şirketi MBC Grup’un yatırım kolu olan ve telekom, medya ve teknoloji yatırımı yapan MBC Ventures.
  • Bir diğer örnek ise hem hızlandırma programı hem de sonrasında yatırım yapan TURN8.

Birleşik Arap Emirliklerin’de birçok girişim sermayesi aslında ürünün pilot aşamasında müşteride test edildiği erken aşama yatırıma odaklanmış durumda. En belirginlerinden biri aslında girişimci olan Dany Farha’nın kurduğu Beco Capital olarak gösterilebilir.

Büyüme aşamasındaki girişim sermayelerine bakınca ise benim de daha önce ortak yatırım yaptığım ve Türkiye’de Kapgel, Modanisa ve Insider gibi önemli yatırımları olan Wamda Capital öne çıkıyor. Lojistik ve kargo devi Aramex’in kurucusu olan Fadi Ghandour’un fonu 75 milyon dolar yönetiyor. Bu aşamada dikkat çeken diğer bir şirket ise Orta Doğu’nun 10 milyar dolarlık ünlü fonu Abraaj’ın da ileri seviyelerde yatırım yapmaya başlamış olması.

Diğer farklı bir finansman ise KOBİ finansmanı. Belki de devletin en güzel çalışmalarından biri geçen sene yaptıkları detaylı araştırma sonuncunda fark ettikleri KOBİ finansman problemi. Dubai yaşam maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle operasyon maliyetleri çok yüksek olan bir yer. Bu da KOBİ’lerin stratejik konular yerine operasyona yatırımı harcamasına sebep oluyor. Bunun için özel KOBİ finansman paketleri yaratarak önemli yol kat etmişler.

Orta Doğu’nun, Türkiye’den beklide en önemli farkı ilerleyen finansman seviyelerinde para çok bol. Ancak erken aşamada her iki ekosisteminde problemi aynı. Akıllı para dediğimiz erken aşama yatırım seviyesi çok boş. Kısaca yeteri kadar melek yatırımcı ve erken aşama VC yok.

Pazar ve Yetenek

Dubai ile Türkiye’yi, karşılaştırdığımda aslında en önemli konulardan biri erişilebilen Pazar büyüklüğü. Dubai sadece 3 milyon iken, Arapça konuşan ve ulaşabilecekleri orta doğu pazarını 380 milyon olarak tanımlıyorlar. Bunların içinde ilk hedeflenen yüksek geliri ile Suudi Arabistan ve yüksek nüfusu ile Mısır. Ancak tek tek bakıldığından Türkiye bu pazarların hepsinden daha büyük ve değerli.

Dubai ile rakip olduğumuz başka bir konu ise yetenek. Tanıştığım girişimlerde en önemli ve kilit pozisyonlarda Türkler mevcut. Kesinlikle yetenek problemi çekiyorlar ve Türkiye’den önemli bir kaynak sağlıyorlar. Orta Doğu’da genelde ekosistemimiz daha ileri görülüyor.

Bugün yazımı Dubai’de girişimci olan Amira Rashad’ın sözleri ile bitirmek istiyorum:

Benzeri görülmemiş sayıda yüksek kalitede yatırımcı, güçlü ve daha yapılandırılmış hükümet desteği ve gittikçe nitelikli ve çeşitli kurucu ekipler oldukça, BAE'deki girişimciliğin yükselişi hayal değil gerçek.”

2017 yılının BAE ekosistemi için dönüm noktası olacağını düşünüyor. Darısı güçlü olan yönlerimiz olan pazar ve yeteneklerimizi kullanarak bizim başımıza!

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/dilek-dayinlarli/girisim-ekosistemi-dubaide-sekilleniyor-40582277

Girişim de yaparım, kariyer de!

Dünyanın ilk programcısı bir kadın. 1843 yılında, Ada Lovelace modern bilgisayarın yaratılmasından yüzyıl önce ilk teorik yazılım algoritmasını geliştirdi. Lovelace'in vizyonu Silikon Vadisi'nin can damarını şekillendirdi. Fakat mirası, modern programcının imajıyla sarsılıyor - tehlikeli biçimde cinsiyete dayanan bir programcı imajıyla.

Eğer takip ediyorsanız, son zamanlarda endişelendirici seviyede artan kadınların eşitsizlik ve cinsiyet ayrımı sorunlarını görüyorsunuzdur. Özellikle teknoloji şirketleri hedef tahtasına yerleştirildi. Dünya devi olarak tanınan Google, Facebook, Uber ve Tesla gibi şirketler adaletsiz maaş, cinsel saldırı ve cinsiyet ayrımcılığı gibi sebeplerden dava edildiler. Özellikle bir Google çalışanının şirkette yapılan kadına pozitif ayrımcılık politikasına karşı yazdığı ve kadın erkek arasındaki biyolojik farktan dolayı farklı kariyer çıktıları yarattığını tartıştığı e-postası sektörü salladı. Birçok insan – hatta bilim insanları dahi - matematik, mühendislik ve bilimdeki cinsiyetler arası farkı biyolojik farklar ile açıklamaya çalıştı.

Hem mühendis hem de teknoloji yatırımcısı olarak, yönetim kurullarında, yatırımcılar arasında odada büyük çoğunlukla tek kadın oldum. Yıllarca cinseyette önyargı ve ayrımcılık olmadığını düşündüm, ta ki kızım olana ve kariyerimde daha da yükselene kadar. Özellikle anne olduktan sonra, kadınların erkekler ile aynı seviyeye gelmesi için çok daha fazla çalışması gerektiği, daha az para aldığı ve diğer ön yargılar olduğunu düşünmeye başladım.

Bu iddialara değinmek için birbiriyle ilişkili üç soruyu incelemek lazım:

  • Erkekler ve kadınlar tarafından elde edilen performans sonuçlarında cinsiyet farklılıkları var mı?
  • Eğer öyleyse, bunların biyolojik farklılıklardan kaynaklandığına dair kanıt var mı?
  • Önyargıdan kaynaklandıgına dair daha güçlü kanıtlar var mı?

İlk soruyu cevaplamak için: Evet, üniversite öğrencileri arasında mühendislik alanlarında erkeklerin ve kadınların katılımında önemli fark var. Her 6 erkek mühendise karşılık yalnızca 1 kadın mühendis mevcut. Crunchbase ve startups.watch’a göre, girişimci kadın oranı ise yalnızca yüzde 15 ila 17. Kadın teknoloji yatırımcısı daha da vahim ve sadece yüzde 9. Dünyanın en az kadın olan sektörlerinde olan bir kadın olarak gözlemlediğim kadarıyla, üst düzey liderlik pozisyonlarında bu durum daha da vahim hale geliyor.

Kadın olarak doğamızda mı var, yoksa yetiştirmeyle mi oluyor?

Cinsiyetler arasında - tabii ki - biyolojik farklılıklar olsa da sosyal bilimler erkeklerden ve kadından kişilikten tutum becerisine kadar geniş bir özellik yelpazesinde farklı olduklarını ve bu faktörlerin kariyer üzerinde daha büyük etkiye sahip olduğunu gösteriyor.

Janet Hyde tarafından yapılan 20 yıllık incelemede çıkan şunlar:

  • Erkekler ve kadınların farklı olduklarından daha çok, benzer yönleri var
  • Bulduğu tek büyük fark; kızların yazım ve dilde erkeklerden daha iyi olması ve erkeklerden daha fazla kabul edilebilir / ılımlı kişiliklerinin olduğu
  • Erkekler motor performansı ve saldırganlıkda daha iyi

Dolayısıyla bazı cinsiyet farklılıkları var, ancak bunların çoğu küçük. Asıl kadın ve erkek gelişimindeki farklılıklar arasında; uzun ve sağlıklı yaşam, eğitim ve ekonomik servete erişim ile oluyor.

Aynısını erkek yaparsa daha mı değerli?

Harvard Üniversitesi’nin çok çarpıcı bir araştırması var. Okulda başarılı bir girişimciyi hem erkek hem de kadın olarak anlatılıyorlar. Erkek ismi ile anlatıldığında çok başarılı bulunurken, kadın olarak agresif ve daha az başarılı görülüyor. Bu kadına olan ön yargının en çarpıcı örneklerinden birisi. Şirketlerinizde bu önyargıyı göz önünü alarak fark yaratabilirsiniz.

Kızlarımızı bebek ile erkekleri lego ile oynatırsak, okuduğumuz masallarımızın hepsi erkek kahramanlarla dolu olup, kadınlar sadece prensini bekleyenler olursa, mühendislik ve bilimde kadınların çalışabileceği ortamları özendirmezsek, asıl farkı kendi kültürümüz içinde yaratmıyor muyuz?

Bu ülkede ise kadın girişimciler için de güzel işler yapılıyor. Arya Yatırım Platformu ve TurkishWIN gibi çok değerli oluşumlar var. Bir fark yaratmak istiyorsanız mutlaka onlara ulaşın.

Bu yazının orijinali 27 Ağustos 2017 tarihinde Hürriyet Gazetesi'nde yayınlanmıştır.http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/dilek-dayinlarli/girisim-de-yaparim-kariyer-de-40563458

Bizden daha iyilerine hazır mısınız?

Bir zaman makinesiyle 1750’e gittiğinizi düşünün – dünyanın tamamen elektrikten yoksun olduğu, uzak mesafeli iletişimin yüksek sesle bağırmak veya ateş yakmaktan ibaret olduğu bir dönem. Günümüze kadar olan bu baş döndürücü değişimin en önemli sebebi elektrik.

Eğer bu zaman makinesiyle geleceğe gidebilseydik, bu kadar çok şaşırtacak şey “yapay zekâ” olacak. Elektrik nasıl tüm dünyayı, işler ve yaşamı değiştirdiyse yapay zekâ da böyle değiştirecek.

Günlük hayatımızın da bir parçası haline gelen, en bilinen yapay zekâ uygulamaları ve alanları arasında şunlar yer alıyor:

-       Apple’ın Siri uygulaması gibi sanal asistanlar

-       E-posta adreslerimize gelen gereksiz e-postaların ayıklanması

-       Kişiye özel reklam gösterimleri

-       Kendi kendine gidebilen otomobiller

Peki nedir bu Yapay Zekâ, Makine Öğrenimi, Derin Öğrenme?

Yapay zekâ ilk olarak 2. Dünya Savaşı’nda Almanların Enigma’sını çözmesiyle ünlenen Alan Turing’in 1950’de bir yayını ile ortaya çıktı. “Turing testi” olarak bilinen yazıda, bir insanın karşısındakinin insan mı, makine mi olduğunu ayırt edemeyeceği nokta sorgulanıyor. Eğer bir makine, karşısındaki insan tarafından makine olduğu anlaşılamıyorsa, Turing testini geçmiş sayılıyor.

Turing’in makalesi döneminde akademik çevrelerden heyecanla karşılanmasına rağmen teknolojik altyapının yeterli olmaması nedeniyle 2012 yılına kadar sadece Teminatör gibi filmlerin konularında kaldı. Başlangıç aşamasında bilgisayar biliminin doğuşu ile paralel yükselen yapay zekâ süreci, ağırlıklı çalışmaların, modern bilgisayarın insanların kullanımı için geliştirilmesine kaymasıyla yön değiştirdi.

Günümüzün en popüler konularının başında gelen yapay zekâ, makine öğrenimi ve derin öğrenme gibi kavramlar iç içe girmiş durumda. Bu karmaşık yapıyı şu şekilde açıklayabiliriz:

Yapay zekâ, bir bilgisayarın veya bilgisayar kontrolündeki bir robotun çeşitli faaliyetleri zeki canlılara benzer şekilde yerine getirme kabiliyeti.

Makine öğrenimi, yapay zekâya ulaşmak üzere uygulanan makineye öğretme yaklaşımı.

Derin öğrenme ise makine öğrenimi uygulama tekniklerinden olan, elinde katmanlı birçok model varken kullanılan ve yeni geliştirilen tekniklerden biridir.

Kısaca yapay zekâ çatıyı oluştururken, makine öğrenimi bir alt kümesi, derin öğrenme ise makine öğreniminin bir alt kümesidir.

Neden şimdi?

Yapay zekâ 2012 yılı itibarıyla önemli gelişme gösterdi. Bunun en önemli sebepleri arasında şunlar yer alıyor;

1.     Büyük Veri: Dünyada 3.8 milyar internet kullanıcısı, 8.5 milyar internete bağlı makine ile veri çok hızlı artmaya başladı. Yapay zekânın gelişmesinde en önemli etkenlerden biri veri yığınları ile üzerine geliştirilen algoritmalar

2.     Teknik gelişme: Çok büyük veriyi işlemek için gereken depolama, işlem gücü kabiliyetlerinin gelişmesi ve ucuzlaması çok önemli rol oynadı.

Bu gelişim önemli şirketlerin de gözünden kaçmadı elbette ve şimdiye dek birçok satın alma gerçekleşti:

2012 yılından bu yana 37’si 2017’nin ilk çeyreğinde olmak üzere 250’den fazla AI algoritmaları kullanan şirket satın alındı.

Google, IBM, Yahoo, Intel, Apple ve Salesforce gibi kurumsal devlerinin AI şirketlerinin alımında yarış içine girdiğini görüyoruz. 2012’den bu yana Google 12 AI şirketi satın alarak bu alanda başı çekiyor. Apple bu süreçte 8 AI şirketi ile ikinci sırada yer alıyor. 2017’de Ford’un Argo AI şirketini 1 milyar dolara satın alması da ses getiren en güncel yatırımlar arasında bulunuyor.

Teknoloji yatırımcısı olarak yapay zekâ niye ilgimi çekiyor?

2012 yılından bugüne $12 milyar ile 2500 civarında yapay zekâ şirketine yatırım yapıldı ve giderek artıyor. Hala dünyaya baktığımızda birçok yatırım halen tohum aşamasında ve önü açık. Şimdiye kadar en öne çıkan yapay zekâ şirketleri siber güvenlik, online reklam, e-ticaret, otonom araba ve sağlık alanlarında öne çıkıyor. 

Kısacası halen çok erken aşamada olan bu teknoloji mevcutta bildiğimiz dünyayı değiştirecek ve bu büyük fırsatlar yaratıyor.

En basit örneğiyle Tractica Araştırma Şirketi’nin araştırmasına göre; 2016 yılında 640 milyon dolar olan yapay zekâ (AI) harcamaları 2025 yılında 37 milyar dolara ulaşacak.

İnanılmaz bir yatırım potansiyeli ve yeni bir ekonomiden söz ediyoruz. Bunca yatırım sonunda AI’ın dünyayı kurtaracağına inananların yanı sıra insanlığın sonunu getireceğini açıklayanlar da var.

Henüz ne olacağını bilmek mümkün değil ama yeni girişimler ya da mevcut şirketlerin mutlaka yapay zekâyı hesaba katmaları ve işlerini geliştirmeleri gerekiyor. Bu alanda başarılı olmak içinse bu alanda yetişmiş eleman, iyi bir matematik eğitimi ve yetenekle birlikte veriyi çok iyi kullanmak büyük önem taşıyor.

Bu yazının orijinali 13 Ağustos 2017 tarihinden Hürriyet Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

http://www.hurriyet.com.tr/ik/

Başarılı Şirket Yaratmak

Her yıl binlerce girişimci ile tanışıyorum. Başarılı ve başarısız girişimleri yakından görme fırsatım oluyor. Birçok değişken olmasına rağmen başarılı girişimlerin çok belirli ortak noktaları var.

Bu noktalara ulaşacağından emin olmam için girişimcilere sorduğum en önemli sorulardan biri şu:

“Bundan altı ay, bir sene veya beş sene sonra başarısız olursak bunun sebebi ne olurdu?”

Şirketlerin uzun vadede var olmak için neler yapmaları veya yapmamaları gerektiğini düşünmesi gerekiyor. Unutmamalılar ki;

“Şirketler satılmaz, alınır”

Bu cümleyi VC olarak çalışmaya başladığım ilk yıllarda, Silikon Vadisi’nde milyar dolarlık şirketler kurmuş bir girişimciden duymuştum. Sonra gördüm ki bu cümle özellikle VC’lerden çokça duyuluyor.

Satın alınacak bir girişim yaratmanın yolu ise iyi bir ekipten geçiyor. VC’ler için en önemli konuların başında girişimi oluşturan ekibin nitelikleri geliyor. Belli bir aşamaya gelmiş şirketlerde oluşturulan birimler işlerin yürümesine olanak tanıyabiliyor ama henüz emekleme aşamasındaki girişimler için ekipteki tüm çalışanların yeteneği büyük önem taşıyor.

Kurucu ortaklar eğer ortak bir geçmişe sahipse bunu öne çıkarmakta fayda var. Ekibin farklı kültürlerden gelen insanlardan oluşması durumunda ise ortak bir kültür yaratmak için saygıya dayalı bir ortaklık oluşturulduğunu yansıtmak gerekiyor.

Çok genç bir girişim olunsa bile ekipteki insanların tecrübeleri de VC’ler için etkileyici olabiliyor. Tecrübeli bir girişimcinin ekipte yer almasıyla “açık denizlere ilk kez çıkacak acemi bir tayfa” olarak anılmanın ötesine geçmeye yarıyor.

Öyle harika ve önemli bir şey yaratın ki; fırsatlar size gelsin

İyi bir ekip olduktan sonra ise başarı için önemli olan ve öne çıkan noktaları paylaşmak isterim:

Öğrenmenizi nasıl ivmelendireceğinizi öğrenin: Şirketiniz hızlı büyüdükçe siz de CEO olarak bilinmeyenlerle daha hızlı karşılaşacaksınız. Cevaplamanız gereken en önemli sorular “Daha hızlı nasıl öğrenebilirsiniz ve size daha fazla öğretecek kişilere nasıl ulaşırsınız?”.

Bunun için size birkaç taktik verebilirim:

  • Yardım arayan bir zihniyet geliştirin: Her şeyi bilmeniz imkansız. Ancak, etrafınızda yöneticiler, çalışanlar, koçlarınız, yönetim kurulu, danışma kurulu veya müşteriler ile size gerekli bilgiyi getirebilecek bir ağ kurun.
  • Yönetim Kurulunuzu düzgün oluşturun ve kullanın: Sadece yatırımcılardan ve sizden oluşan değil; gerçekten şirketi bir sonraki aşamaya veya vizyona ulaştırabilecek kişileri erkenden içeri alın.
  • Şirketiniz değiştikçe ihtiyaçlarınızın değişeceğinin farkında olun: Takımda 5 kişi olduğunuz ve herkesi tanıdığınız günlerden, 150’den fazla kişinin olduğu durum arasında önemli farklar var. Niye 150 kişi? Bunun önemli bir sınır olarak kabul edilmesinin sebebi Dunbar Sayısı - yani bir kişi için yönetilebilir ilişki kurabileceği kişi sayısı 150. Bu noktadan sonra ilk günlerde heyecanın gücüyle yapılan işlerin, sistemler ve süreçler ile yapılması gerekiyor. Satış, Pazarlama, Ürün, Büyüme gibi stratejik planlarınızın neler olduğu önem kazanıyor.
  • Kendi içinizden liderler yetiştirin (zeki ve analitik iş analistleri işe alın): Özellikle hızlı ölçeklenme dönemlerinde sistemler oluşturabilecek ve bunları tekrarlayarak uygulayabilecek, ürününüzü çok iyi anlayan iş analistlerini işe alın. Bunları geleceğin liderleri olarak yetiştirin. Ben bu pozisyonları joker olarak görüyorum.
  • Şirket kültürünüzü oluşturun: Herkes sürekli kültürden bahsediyor. Peki, kültür başarıyı nasıl getiriyor? Şimdiye kadar gördüğüm başarılı şirketlerin en ama en önemli ortak noktaları kültürleri ve güçlü liderleri. Hayaliyle insanları arkasından koşturan liderler ve onların örnek olup oluşturduğu kültür, şirket hızla büyürken tüm şirketin sizin dokunamadığınız durumlarda bile en iyi şekilde işlemesini sağlıyor.
  • Sadeleştirin: Özellikle hızla ölçeklenirken birçok şey karmaşıklaşmaya başlar. Bunlar; hızla işe alınan çalışanlar ile karmaşıklaşan organizasyon veya sürekli yenilenen ürünler olabilir. Başarılı şirketler ve CEO’lar en geniş şekilde düşünürken, insanların en kolay ve sade şekilde odaklanmalarını ve bunu kolaylıkla yapabilmelerini sağlarlar.

Bu yazının orijinali 23 Temmuz 2017 tarihinde Hürriyet Gazetesi'nde yayınlanmıştır.